|
Her hastalık stres yaratır. Fakat, hastalık yoğun bakımda yatmayı gerektirecek kadar ciddi olduğunda, stresin etkisi daha şiddetli olur. Yoğun bakımda hastalar, aşırı gürültü, uyku bozukluğu, karmaşık ve tanıdık olmayan bir çevrede bulunma, mahremiyet kaybı, etkili iletişim kuramama, hareket sınırlılığı, ölüm ya da sakat kalma korkusu ile yüz yüze gelirler. Bu nedenle, Yoğun Bakım Ünitesine (YBÜ) kabul, hasta ve aileler için korkutucu ve travmatik bir deneyimdir. Zaman içinde, hasta ve aileler, yoğun bakım personeli tarafından verilen bilgi, rehberlik ve kurdukları iletişim ile kendini güvende hisseder ve yoğun bakıma alışmaya başlarlar. Hastalar, yoğun bakım ortamına alışmaya başladıkça, rahatlar ve ansiyeteleri azalır. Buna karşın, yoğun bakımdan çıkma fiziksel iyileşmede pozitif bir adım olduğu hâlde, çoğu hasta ve aile yoğun bakımdan servise çıkarken yüksek düzeyde anksiyete hisseder. Bokinskie, yoğun bakımdan servise transferin her zaman pozitif olarak algılanmadığını ve genellikle hasta aileler için transferik korkutucu olduğunu ifade etmektedir. Başka bir deyişle, hastalar önce hastalıklarından, sonra da yoğun bakım ünitesinin güvenliğinden ayrılmaktan korkarlar. Bu durum son zamanlarda literatüre "transfer anksiyetesi", "taşınma ya da transfer stresi" olarak adlandırılmaktadır. Devamı =>
|